Soğuk Algınlığı Ve Belirtileri

Soğuk Algınlığı Ve Belirtileri
20 Kasım 2016 tarihinde eklendi, 663 kez okundu.

SOĞUK ALGINLIĞI

Soğuk algınlığıyla grip halk arasında çoğu kez karıştırılır. Soğuk algınlığı çeşitli virüsler tarafından oluşturulan hafif seyirli, üst solunum yolları bulgu ve belirtileriyle seyreden ve dünyada en fazla görülen hastalık tablosudur.

Soğuk algınlığına yaklaşık 200 kadar virüs neden olur. Olguların üçte birinden rinovirüsler (rhin Yunanca burun) sorumludur. Bunun dışında adenovirüsler, enterovirüsler, oronavirüsler, respiratuar sinsitial virüs gibi virüsler soğuk algınlığına sebep olabilir. Diğer pek çok virüs başka organ ve sistemlerde infeksiyon meydana getirirken başlangıç dönemlerinde soğuk algınlığına benzer belirtilere yol açabilir.

Her mevsim görülebilmekle beraber en sık kış aylarında ortaya çıkar. Bunda rol oynayan en önemli risk faktörü kalabalık ortamlarda yaşamdır. Özellikle kreş ve okula giden küçük çocuklar risk altındadır.

Belirtileri:

Virüslerle karşılaştıktan 24 – 72 saat kadar sonra boğaz ağrısı, boğazda kuruluk ve kaşıntı hissinden sonra hızla burun akıntısı, burunda tıkanıklık, hapşırma, öksürük ve halsizlik meydana gelir. Başlangıçta burun akıntısı su gibi iken giderek kıvamı koyulaşır. Burundan konuşma mevcuttur. Bulaştırıcılık en fazla bu dönemdedir. Ateş özellikle yeni doğan ve çocuklarda yüksek olabilir. Gözlerde yaşarma, yanma, kulaklarda basınç hissi, tat duyusunda değişiklik diğer belirtilerdir. Hastalığın ortalama süresi bir hafta kadardır. En sık görülen komplikasyon orta kulak iltihabı ve sinüzittir. Çocuklarda zatürre ve astım ataklarında artış gözükebilir. Sürekli ve çok kıvamlı balgam üreten öksürük, nefes alırken ağrı, devamlı kulak ağrısı, şişmiş büyükçe lenf bezleri, yutkunurken zorlanma, 39 C’yi geçen ateş durumlarında mutlaka doktora başvurmak gerekir.

Tedavi:

Soğuk algınlığına birçok virüs sebep olduğundan tedavisinde belirtilere yönelik olarak ağrı kesiciler, burun akıntı ve tıkanıklığını giderici ilaçlar, öksürük ilaçları kullanılır. Tedavide antibiyotiklerin yararı olmadığı gibi solunum yollarındaki yararlı bakterileri baskılayarak zararlı bile olabilir. Aynı gerekçeyle antiviral ilaçlarda etkili değildir. Vücut bu virüslerin tümüne direnç geliştiremeyeceği için, tekrar tekrar soğuk algınlığı geçirilebilir.

Korunma yolları:

Bulaşma, hasta kişilerin öksürük ve hapşırıkla havaya saçılan damlacıkların havada asılı kalması ve hasta kişilerin salgılarıyla kirlenmiş eller ve eşyalarla direkt temas yoluyla bulaşır. Özellikle çevrede, eşyalar üzerinde günlerce canlı kalabilen rinovirüsler için direkt temas yoluyla bulaşma daha sık olarak görülür. Bu yüzden temizlik önemlidir.

GRİP

Grip yaşamı tehdit eden hastalıkların kapısını açar. Grip influenza ismindeki bir virüsün sebep olduğu, üst ve alt solunum yollarını tutan ve tüm vücudu etkileyen son derece bulaşıcı bir enfeksiyondur. Dünyanın her bölgesinde, her yaşta görülebilen bu hastalık; hasta kişilerin öksürme, hapşırma ve konuşma sırasında dışarı saçtıkları küçük damlacıklar yoluyla bulaşır. Ayrıca virüs bulaşmış ellerle temas etmek, öpüşmek, hasta veya taşıyıcı kişinin tuttuğu telefon ahizesi, kapı kolu ve havlu gibi eşyalar da hastalığı bulaştırabilir. Özellikle ev, okul, kreş, işyeri, toplu taşım araçları gibi mekânlarda hastalık kolayca bulaşabilir. Kişinin virüsle karşılaştığı sıradaki direnci güçlü ise hastalığı hafif bir ateş ve kuru öksürükle geçirebilir ancak iş ve sosyal ortamından kopmayan bu kişiler de bulaştırıcılıkta önemli rol oynarlar.

Belirtileri:

Damlacıklar yoluyla alınan virüs, solunum yollarımızdaki hücrelere yapışarak girer. Bu hücrelerimizde henüz 4-6 saat sonra çoğalmaya başlar. Bir günden az bir sürede diğer hücrelere yayılırlar. Sonuçta üşüme ve titremeyle yükselen ateş, halsizlik, iştahsızlık, başağrısı, eklem ve kas ağrıları oluşur. Göz hareketleri sırasında ağrı olması tipik bir belirtidir. Gözlerde yaşarma, yanma, kuru öksürük, burun akıntısı, boğaz ağrısı gibi yakınmalar 2-4 günlük ateşli dönemin sonrasında görülürler. Öksürük uzun süre seyredebilir. Çocuklarda daha yüksek ateş görülür ve bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı gibi belirtiler görülebilir ve çocuklar daha uzun süre virüs salarlar.

Tedavi:

“Grip tedavi edilirse bir haftada, edilmezse 7 günde geçer” sözünde de anlaşılacağı üzere kendi kendine düzelebilen bir hastalık olan grip, bağışıklık sistemi güçlü olan çocuklarda endişe edilecek tablolara yol açmaz. Yatak istirahatinin yanı sıra yakınmaları hafifletmeye yönelik tedaviler, ağrı kesici ve ateş düşürücüler, burun akıntısını azaltan ilaçlar ve eğer 24-48 saat içinde alınabilirse antivirus ilaçlar gribin kolay atlatılmasını sağlar. Halk arasında antibiyotiklerin gripte etkili olduğu yanlış inanışının aksine gripte, antibiyotikler solunum yollarımızdaki yararlı bakterileri baskılayarak zararlı etkilere bile yol açabilirler. Antibiyotikler hiçbir zaman hekim önerisi olmadan alınmamalıdır. Yüksek ateşin sürdüğü, balgamlı öksürüğün görüldüğü vakalarda, ardından zatürre gelişebileceği için vakit geçirmeden bir hekime başvurmak, bazen hayati önem taşıyabilir. Grip dikkat edilmediğinde ve önemsenmediğinde larenjit, farenjit, sinüzit, orta kulak iltihabı, zatürre, menenjit, beyin ve kas iltihabı gibi yaşamı bile tehdit eden hastalıklara yol açabilir. 39 C’yi geçen ateş, sürekli ve çok kıvamlı balgam üreten öksürük, nefes alırken ağrı, devamlı kulak ağrısı, şişmiş lenf bezeleri, yutkunurken zorlanma gibi belirtiler görüldüğünde ve yakınmaların geçmemesi durumunda vakit geçirmeden hekime başvurmak gerekir.

Korunma yolları:

Bu nedenle salgınlar görülmeden önce yani özellikle eylül ekim ve kasım aylarında aşı yapılması büyük önem taşır. Aşının etkisi 2-3 haftalık bir sürede başlar. Aşı, 6 aydan büyük bebeklere yapılabilir. Grip virüsü her yıl kendisini değiştirdiği için bir önceki yılın aşısı bir sonraki yıl etkili olmaz ve aşının her yıl tekrarlanması gerekir.

Hastalığın gelişmesinde en önemli risk faktörleri kalabalık yaşam olması sebebiyle salgın durumlarında bu tür yerlerde çocuklarınızı bulundurmayınız. Etken olan virüs telefon, kapı kolu gibi cansız yüzeylerde uzun süre canlılığını koruyabildiği için yüzeylerin temizliğine, ortak eşya (çatal, bıçak, mendil, havlu) kullanılmamasına ve özellikle el temizliğine dikkat edilmelidir.

BRONŞİYOLİT

Bronşiyolit, akciğerlerin en küçük hava yollarından olan bronşiollerin herhangi bir nedenle tıkanması sonucu oluşan tablodur.En sık iltihabi tıkanıklık nedeniyle oluşur. Genellikle virüs kaynaklıdır. Kış aylarında çok sık görülür. İlk  yaşta ,özellikle ilk birkaç aylık bebeklerde daha sık karşımıza çıkar.Grip olan çocuklarda beklenen komplikasyonlardan biridir. Gripten sonra bronşiyolit gelişimini önlemek mümkün değildir.

Belirtiler:

Genellikle bir üst solunum yolu enfeksiyonunu takiben gelişir. Hışıltı,hızlı soluk alıp verme,solunum sırasında göğüs ve karında yükselme – alçalma ile karakterizedir.Bazen hafif ya da yüksek ateş olabilir. Ağır vakalarda tırnak yatağında ve dudakta morarmada görülebilir. Sık bronşiyolit atakları geçiren ya da bronşiyolit atakları iki yaşından sonra da devam eden çocuklar, alerji ve astım başta olmak üzere birtakım hastalıklar açısından da yakından takip edilmelidir.

Tedavi:

Hafif vakalarda ilaçlı buhar uygulanması,hışıltıyı azaltan ilaçların verilmesi ,burnun açık tutulması ve aktivitenin kısıtlanması yeterlidir.Hasta çocukların hastanede yatırılmaları gerekmez..Bakteriyel enfeksiyon düşünülmüyorsa antibiyotiklere de  gerek yoktur. Ağır vakalar (solunum sayısı çok fazla,morarma, kalp yetmezliği bulguları, beslenmede problem . gibi) hastanede yatırılarak tedavi edilir. Hastalık genelde 7-10 günde iyileşir. Sık bronşiyolit atakları geçiren çocuklar için evde soğuk buhar üreten aletlerin bulundurulması yararlı olur.

Korunma: Bronşiyolitli çocukları sigara dumanından uzak tutmak gerekir.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git