HZ. MUHAMMED DÖNEMİ SİYASİ OLAYLAR

Bedir Savaşı

Müslümanlar, Suriye’ye giden Mekke’ye ait bir ticaret kervanını ele geçirmek istemişlerdir. Böylece Müslümanlar hem Mekke’de kalan mallarının karşılığını alacaklar hem de Mekke’yi ekonomik yönden zarara uğratmış olacaklardır.

Bu nedenle Bedir Kuyuları çevresinde gerçekleşen savaşı, Müslümanlar kazanmıştır.

Sonuçları

  • Müslümanların kazandığı ilk zaferdir. Böylece müslümanların kendilerine olan güvenleri artmıştır.
  • Mekkelilerden esir edilenlerin zengin olanları para karşılığı okuma yazma bilenler ise on Müslümana okuma yazma öğretme karşılığında serbest bırakılmıştır.
  • Medine Sözleşmesi’ne uymayan Beni Kaynuka Yahudileri, Medine’den çıkarılmışlardır.
  • Şam ticaret yolunun denetimi Müslümanların eline geçmiştir.
  • Savaşta elde edilen ganimetlerin 4/5 i savaşçılara dağıtılmış 1/5 i ise hazineye aktarılmıştır. Böylece ilk kez İslam savaş hukukunun temelleri atılmıştır.

Uhud savaşı

Müslümanların Bedir zaferi Mekkelilerin hiç hoşuna gitmeyecek ve daha da hırslanmalarına neden olacaktır. Prestij kaybına uğrayan ve gücü Müslümanlara kaptırmak istemeyen Mekkeliler intikam almak. Müslümanları tamamen ortadan kaldırmak ve Medine’den çıkarılan Beni Kaynuka Yahudilerinin  de kışkırtmaları gibi nedenlerle Müslümanlar üzerine hareke geçmişlerdir. Mekkelilerin harekete geçtiği haberini alan İslam orduları Uhud Dağı’na hareket etmişlerdir. Savaş sırasında Hz. Muhammed’in Uhud Dağı eteklerine yerleştiği okçuların yerlerini terk etmeleri sonucu savaşı Müslümanlar kaybetmiştir.

Sonuçları

  • Müslümanların ilk yenilgisidir
  • Mekkeliler galip gelmelerine rağmen Müslümanları yok edememişlerdir.
  • Mekkelilerle anlaşan bir grup Yahudi Medine’den çıkarılmıştır.

HENDEK SAVAŞI 

  • Mekkeliler Uhud Savaşı’nı kazanmanın verdiği güvenle Müslümanları yok etmek amacıyla harekete geçmişlerdir.
  • Mekkelilerin büyük bir kuvvetle Medine üzerine yürüdüğünü haber alan Müslümanlar Medine’nin çevresine hendekler kazmışlardır. Gördükleri savunma karşısında başarılı olamayacaklarını anlayan Mekkeliler geri çekilmek zorunda kalmışlardır.

Sonuçları

  • Müslümanları son savunma savaşıdır.
  • Yahudiler tamamen Medine’den çıkarılmıştır.
  • İslamiyet’in yayılışı hız kazanmıştır.

HUDEYBİYE ANTLAŞMASI (628)

Hz. Muhammed 628 yılında Hac yapmak istediğini Mekkelilere bildirmiştir. Fakat Mekkeliler bu duruma karşı çıkmışlardır. Daha sonra iki taraf arasında görüşmeler yapılmış ve görüşmeler sonucunda Hudeybiye Antlaşması imzalanmıştır.

Antlaşmaya Göre :

  • Müslümanlar ertesi yıl Kabe’yi ziyaret edecek.
  • Antlaşma on yıl süreyle geçerli olacak.
  • Taraflar istedikleri kabilelerle antlaşma yapabilecek.
  • Reşit olmayan bir Mekkeli velisinin izni olmadan Medine’ye sığınırsa geri iade edilecek. Ancak Müslümanlardan Mekke’ye sığınan olursa iade edilmeyecektir.

Antlaşmanın Önemi

  • Mekkeliler, Medine İslam Devleti’ni hukuken tanımıştır.
  • Barış ortamı İslamiyetin yayılmasını hızlandırmıştır.
  • Mekke kervanları Medine’den geçmeye başlamış böylece Müslümanlar ekonomik yönden gelişmiştir.

HAYBER KALESİ’NİN FETHİ(629)

Müslümanlar aleyhine faaliyet gösteren Hayberli  Yahudiler üzerine sefer yapılmış ve Hayber Kalesi alınmıştır.

Sonuçları

  • Vergi vermeyi kabul eden  Yahuhudiler Hayber’de kalmasına izin verilmiştir.
  • Şam ticaret yolunun güvenliği sağlanmıştır.

MEKKE’NİN FETHİ

Mekkeliler Hudeybiye Barışı’nı bozmaları üzerine Hz. Muhammed büyük bir orduyla Mekke üzerine yürümüştür. İslam ordusu fazla bir direnişle karşılaşmamış Mekke kısa sürede fethedilmiştir.

Fethin Sonuçları

  • Müslümanlar Arap Yarımadası’nın en büyük gücü haline gelmişlerdir.
  • Kabe’deki putlar yıkılmıştır.
  • İslamiyet’in yayılışı hız kazanmıştır.

HUNEYN SAVAŞI VE TAİF SEFERİ(630)

Mekke’nin kaybedilmesi sonrası İslamiyeti kabul etmeyen Arap kabileleri Huneyn’de toplanmışlardır.Bunun üzerine Hz. Muhammed buraya sefer düzenlemiştir. Müslümanlar karşısında başarılı olamayan Arap kabileleri Taif’e sığınmışlardır. Müslümanlar Taif’i kuşatmışlar fakat sonuç alamamışlardır. Daha sonra Taifliler kendi istekleriyle Müslüman olmuşlardır.

TEBÜK SEFERİ(631)

Bizans’ın Arabistan üzerine sefer yapacağının haber alınması üzerine büyük bir orduyla hareke geçilmiştir. Ancak Tebük önlerine gelindiğinde haberin asılsız olduğu anlaşılmış ve geri dönülmüştür.

HZ. MUHAMMED’İN VEFATI (632)

Hz. Muhammed 631 yılında Veda Haccı’nı gerçekleştirmiş. Bu hac sırasında Veda Hutbesini okumuştur. Veda Hacc’ndan sonra vefat etmiştir.

 

 

HZ. MUHAMMED DÖNEMİ

   HZ. MUHAMMED DÖNEMİ

  • Hz. Muhammed 571 yılında Mekke’de dünyaya gelmiştir.
  • Babası Kureyş kabilesinin Haşimoğulları soyundan Abdullah, annesi Mekke’nin ileri gelenlerinden Amine’dir. Doğmadan babasını 6 yaşındayken annesini kaybetmiştir.
  • Annesinin ölümünden sonra dedesi Abdulmüttalip tarafından onun da ölümü üzerine amcası Ebutalip tarafından büyütülmüştür.
  • Küçük yaşlardan itibaren ticaretle uğraşmış, doğru sözlülüğü, güvenirliği nedeniyle Mekkeliler tarafından “El Emin” olarak anılmıştır.
  • 25 yaşında Hz. Hatice ile evlenmiş ve eşinin ticaret kervanlarını yönetmiştir.
  • Hz. Muhammed’e 40 yaşındayken Hira Dağı’nda ilk vahiy indirilmiş ve peygamberlikle görevlendirilmiştir. Böylelikle peygamber olarak insanları dine çağırmaya başlamıştır.

Hz. Muhammed’e ilk inananlar Hz. Hatice, Hz. Ali, Hz. Ebubekir ve Hz. Zeyd’dir. Böylelikle İslamiyet’in yayılması hız kazanmıştır. Bu durum karşısında peygambere inanmayan Mekkeliler Müslümanlara baskı yapmaya başlamışlardır.

Arapların İslamiyet’e  Karşı Çıkma Nedenleri

  • İslamiyetin sınıf farkı gözetmeksizin insanları eşit kabul etmesi.
  • Mekke ileri gelenlerinin ekonomik çıkarlarını kaybetmek istememesi
  • İslamiyetin tek tanrılı inancı getirerek puta tapıcılığı reddetmesi
  • İslamiyetin öldükten sonra dirilme inancını getirmesi

   HİCRET

  • Mekkeliler, Müslümanlar üzerindeki baskılarını arttırmışlardır. Bunun üzerine Hz. Muhammed Müslümanların Habeşistan’a hicret(göç) etmelerine izin vermişler böylece ilk hicret gerçekleşmiştir.
  • 619 ve 622 yılları arasında Müslümanlık Medineliler arasında hızla yayılmıştır. 1.Akabe  Biatı’nda 6 kişi olan Müslümanların sayısı 2. Akabe Biatı ile 75’e ulaşmıştır. Bu olayın ardından Medinelilerin çağrısı üzerine Hz. Muhammed Mekke’den Medine’ye hicret etmiştir.(622)

        Hicretin Sonuçları

  • İslamiyetin yayılması için uygun ortam doğmuştur.
  • Medine İslam Devleti kurulmuş ve Hz. Muhammed devlet başkanı olmuştur.
  • Medine’ye göç eden Müslümanlarla(mühacir) Medineli Müslümanlar (ensar) kardeş kabul edilmiş. Böylece doğacak herhangi bir sorunun önüne geçilmiştir.
  • Hicret, Hz. Ömer zamanında takvim başlangıcı olarak kabul edilmiştir.
  • İlk nüfus sayımı yapılmış ve Müslümanların sayısının 1500 olduğu anlaşılmıştır.
  • Medine Yahudileri ile Hz. Muhammed arasında bir vatandaşlık sözleşmesi yapılmıştır.

Sözleşmeye göre ; Yahudiler inançlarında serbest olacak, Medine bir saldırıya uğrarsa şehir birlikte savunulacaktır.

İSLAM TARİHİ

İSLAMİYET’TEN ÖNCE ARAP YARIMADASININ DURUMU

Arapların tarih sahnesine çıktığı bölge Arabistan’dır. Arabistan’ın kuzeyinde Suriye, Filistin,Kuzey Afrika güneyinde Umman Denizi, doğusunda Basra Körfezi, batısında Kızıldeniz bulunmaktadır.

  • Arabistan’ın en önemli bölgeleri Güney Yemen ve Mekke ile Medine’yi içine alan Hicaz bölgesidir.
  • Güney Yemen Arabistan’ın tarımla elverişli topraklarının bulunduğu bölgedir. Burada yaşayan Araplar tarımla uğraşmışlar ve yerleşik bir yaşam sürmüşlerdir.
  • Mekke İslamiyet öncesi dönemde de Araplar tarafından kutsal kabul edilmiştir. İslamiyet öncesi dönemde Hz. İbrahim tarafından inşa ettirilen Kabe Mekke’ye dini bakımdan önem kazanmıştır.
  • Mekke’nin ticaret yolları üzerinde bulunması ve Kabe’nin burada olması bu şehri ticari ve dini bir merkez haline getirmiştir.
  • v. yüzyıldan itibaren Mekke’ye Kureyş Kabilesi hakim olmuştur.
  • İslamiyet öncesi Arap Yarımadası siyasi birlikten yoksundur. Araplar yönetim biçimi olarak kabilecilik anlayışını benimsemişlerdir. Kabileler arasında sık sık mücadeleler yaşanmıştır.
  • Arap Yarımadasında hakim din Putperestliktir.Bunun yanısıra Musevilik, Hristiyanlık ve Hanif dinlerini de inanılmıştır.
  • Arap Yarımadasındaki  halıkın büyük bir kısmı bedevi adı verilen göçebelerden oluşmuştur.
  • Araplarda kölecilik yaygındır. Ailede erkek mutlak hakimdir. Kadınların miras hakkı dahi yoktur. Kız çocukları diri diri toprağa gömülmüştür.
  • Araplarda dil ve edebiyat gelişmiştir. Birbirleriyle savaşmadıkları “Haram Aylar” da panayırlar düzenlemişler ve burada şiir yarışmaları yapmışlardır.
  • Arabistan’da Mekke ve çevresinde kurulan bu panayırlar toplumsal ve ticari hayatın canlanmasını sağlamıştır. Bu panayırların en önemlisi ” Ukaz Panayırı”dır.

İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK TARİHİ

TÜRKLERİN ANAYURDU

Türklerin Anayurdu Orta Asya’dır. Orta Asya Batıda Hazar Gölü, İtil Irmağı, Doğuda Kingan Dağları, Kuzeyde Baykal Gölü ve Yenisey Irmağı, Güneyde Tibet Yaylası ve Sarı Irmakla çevrilidir.

Bu bölgede Türklerin yaşam biçimi hayvancılığa dayalı göçebelikdir.

GÖÇEBE HAYATIN SONUÇLARI

Bağımsızlık ve özgürlük duygusunu geliştirmiştir. Temel geçim kaynakları hayvancılıktır.Bu sebeple hayvanların ihtiyaçlarına göre yaylak ve kışlakları vardır. Mimari gelişmemiş; ancak el sanatları oldukça gelişmiştir.Yazılı edebiyat gelişmemiştir.Tabiatla mücadele savaşçılık ruhunu geliştirmiştir. Askerlik gelişmiştir.

ORTA ASYA GÖÇLERİNİN SEBEPLERİ

  • İklim değişikliği
  • Çin baskısı
  • Ekonomik sıkıntılar
  • Aşırı nüfus artışı
  • Salgın hayvan hastalıkları
  • Yeni ülkeler tanıma ve fethetme arzusu
  • Türk boylarının iç anlaşmazlıkları, gibi sebeplerle büyük bir göç yaşandı.
  • Orta Asya’dan ayrılan Türkler Doğuya, Kuzeye,Güneye, Batıya göç etmişler ve göçler aralıklarla yüzyıllarca devam etmiştir.

  GÖÇLERİN SONUÇLARI

Orta Asya’ da kalanlar ilk Türk Devletlerini kurmuştur. Ön Asya uygarlıkları Türklerden etkilendi. Karşılaşılan toplumlardan geri olanlar kültürel anlamda etkilenmiş, ileri olanlardan etkilenmiştir. Farklı bölgelerde yeni devlet yapılanmaları oluşturuldu. Türklerin geniş bir alana yayılması Türk tarihinin incelenmesini zorlaştırmıştır.

TÜRK KELİMESİNİN ANLAMI

Türk kelimesi güçlü,kuvvetli,türeyen,çoğalan yaratılmış,töreli,miğfer,cezbetmek anlamındadır.Türk kelimesinin bugünkü yazılışı Orhun Anıtlarında  tespit edilmiştir.

 

UZAK DOĞU MEDENİYETLERİ

UZAK DOĞU MEDENİYETLERİ

Çin medeniyeti : Asya kıtasının güneydoğusunda Sarı Irmak boylarında bereketli topraklar kurulmuştur. Çin medeniyetinin  oluşmasında Türk, Moğol ve Tibet kültürlerinin de etkisi olmuştur.

Çinliler kağıt, matbaa, barut ve pusulayı icat ederek medeniyete önemli katkıda bulunmuşlardır. Çin’de üretilen ipek, porselen, seramik işleri, bronz ve yeşim taşı ilk çağlardan itibaren Ön  Asya ve sonra Avrupa’da aranan ürünler olmuştur.

Türkler ve Moğollara karşı  inşa ettikleri Çin Seddi aydan görülebilen tek insan eseridir. Çin insanı, dinden çok felsefe öğreticisi olan Taoizm ve Konfüsyüsçülükten etkilenmiştir.

Hint medeniyeti Asya kıtasının güneyinde İndus ve Ganj nehirlerinin verimli toprakları üzerinde ortaya çıkmıştır.Bu nedenle birçok  kavimin istilasına uğramıştır. Hindistan’ı Arilerin istilasıyla ‘kast’sistemi bu bölgeye taşınmıştır. Hindistan’da ‘kast düzeni’ adı verilen sert toplumsal yasalar etkisini günümüzde sürdürmektedir.

Hinduizm ve Budizm dini-felsefe öğretileri sanat, edebiyat ve bilimsel gelişmeyi sağlayan bir ortam oluşturmuşlardır.Eski Hintliler ondalık sayı sistemini bulmuşlardır,karakök ve küpkökünü almayı öğrenmişlerdir .Dünya’nın Güneş etrafında dönen bir küre olduğunu bulmuşlardır.Heykel fireskolardaki başarıları büyüleyicidir. Müzik ile Hint notalaması bilinen en eski notalamalardandır.

Hindistan baharatları, en çok aranan ve pazarlanan ürünlerden olmuştur. Bu ürünlerin pazarlandığı Baharat Yolu Yeni Çağ’ın sonlarına kadar ticari önemini korumuştur.

 

 

İRAN MEDENİYETİ

İRAN MEDENİYETİ

İran medeniyeti önce Medler, sonra asıl olarak Persler tarafından kurulmuştur. Persler ; Irak, Suriye, Mısır, Anadolu ve Trakya’ya kadar olan geniş bir alanda büyük bir imparatorluk haline gelmişlerdir.

‘Satraplık’ denen eyalet sistemi ile ilk düzenli posta teşkilatını kurmuşlardır. Sardes’ten başlayıp başkentleri Sus ‘a kadar uzanan Kral Yolunu yapmışlardır. Para kullanımını yaygınlaştırmışlardır.Dinleri Zerdüştlük, Hristiyanlık da dahil bir çok dini etkilemiştir.

MISIR MEDENİYETİ

MISIR MEDENİYETİ

Mısır medeniyeti, Nil nehrinin verimli toprakları üzerinde kurulmuştur.Mısır, etrafının geniş çöller ve denizlerle çevrili olması nedeniyle dış etkilere daha kapalı olmuştur.Mısır’da ‘Firavun ‘ adı verilen tanrı-krallar döneminin en önemli olayı, MÖ 1280 ‘de Hititlerle yapılan Kadeş Antlaşması olmuştur.

Mısırlarını Nil nehrinin hareketlerini incelemeleri astronomi, geometri ve aritmetikte gelişmelerinde etkili olmuştur.Günümüzde kullanılan miladi takvimin ilk şekli güneş takvimini düzenlemişlerdir.

Mısırlılar hiyeroglif adı verilen resim yazısını, bir çeşit bitki yaprağından elde edilen papirüs kağıdını kullanmışlardır.Mumyalama sayesinde tıp ve eczacılıkta gelişmişlerdir. Dünyanın yedi harikasından biri kabul edilen Keops, Kefren ve Mikerinos piramitlerini yapmışlardır

İLK ÇAĞ’DA MEDENİYET HAVZALARI

MEZOPOTAMYA MEDENİYETLERİ

İlk Çağ’da Dicle ve Fırat nehirleri arasında kalan bölgeye Mezopotamya denmiştir. Burada bilinen ilk medeniyeti Sümerler kurmuşlardır. ‘Site’ denen şehir devletleri halinde yaşamışlardır.Tarihte ilk kez  barajlar ve su dağıtan kanallar yapmışlardır.

Tekerlekli araçları ve çömlekçi çarkını icat etmişlerdir.Bilinen ilk yazı (çivi yazısı) bulmuşlardır.Yazılı hukuk kurallarının ilkini , Sümer kralı Urkagina yapmıştır. Gılgamış,Tufan ve Yaradılış destanları tarihin  ilk edebiyat örnekleri olmuştur.Sümerler, Zigurat denilen tapınaklarını rasathane (gözlem evi) olarak kullanmışlardır. Ay ve Güneş tutulmalarını hesaplamışlardır; Ay yılı esasına dayalı ilk takvimi düzenlemişlerdir. Dört işlemi, bir dairenin 360 derece olduğunu uzunluk ve ağırlık ölçülerini bulmuşlardır,

Akadlar  tarihte ilk kez düzenli ordu sistemini ve ilk imparatorluğu kurmuşlardır.

Babiller mutlak krallık anlayışının ilk önemli temsilcisi olmuşlardır. Babil kralı Hamurabi  Mezopotamya’nın en gelişmiş kanunlarını düzenlemiştir. Babiller güneş saatini bulmuşlardır. Dünyanın yedi harikasından biri sayılan Babil’in  Asma Bahçelerini ve dünyanın en yüksek ziguratı olan Babil Kulesi’ni yapmışlardır.

Asurlular Anadolu’da kurdukları kara kolonileri aracılığıyla yazıyı Anadolu’ya taşımışlardır(Kültepe tabletleri ). Böylece Anadolu’da tarih çağlarına geçilmiştir.

Tarihte bilinen ilk kütüphaneyi başkentleri Ninova’da kurmuşlardır.

TÜRKLERİN KULLANDIĞI TAKVİMLER

Geçmişten Günümüze Takvimler 

12 Hayvanlı Türk Takvimi : Türklerin kullandığı ilk takvimdir.Güneş yılı esas alınmıştır. Her yıl bir hayvan adıyla anılır.12 yılda bir devir yapar.Türklerin İslam  öncesi takvimidir.

Bu takvimde  kullanılan  hayvanlar isimleri   ise şunlardır :

Sıçgan(sıçan),ud(öküz),bars(pars),tavışgan(tavşan),lu(ejder)yılan,yund(kısrak),kon(koyun),biçin(maymun),

takıgu(tavuk),it(köpek),tonguz(domuz)

Hicri Takvim : Türklerin İslamiyet”i kabul ettikten sonra kullandığı takvimdir.Ay yılı esas alınmıştır.Kameri (ay) takvim olarak da bilinir. Hz. Ömer”in  düzenlettiği bu takvimde ,Hicret (622) başlangıç alınmıştır.Bu takvime göre bir yıl 354 gün 8 saat 48 dakikadır. Ayrıca  bir ay yılı bir güneş yılından yaklaşık 11 gün eksiktir.Günümüzde İslam dünyası dini günleri  bu takvime göre belirlemektedir.

Celali TakvimBüyük Selçuklu Sultanı Celaleddin Melik Şah’ın emriyle Ömer Hayyam başkanlığında kurulan bir astronomi heyetince hazırlanmıştır.Güneş yılı esas alınmıştır.Başlangıç tarihi, 1079 yılı kabul edilmiştir.

Rumi Takvim : Osmanlı Devletin’de Hicri Takvim yanında 1839  yılından itibaren sadece mali işlerde aksamaması olmaması için kullanılmıştır.Güneş yılı esas alınmıştır.Bir yıl 365 gün 6 saat olarak kabul edilmiştir. 1839″dan itibaren mart ayı, mali yılbaşı olarak kabul edilmiştir.Miladi takvimle arasında 584 yıllık fark vardır.

Miladi Takvim  : Günümüzde en yaygın kullanılan bu takvim, güneş yılı esasına göre düzenlenmiştir.Bir yıl 365 gün 6 saattir. Başlangıcı, Hz. İsa’nın doğumundan  bir hafta sonrası yani 1 Ocaktır. Kökeni Mısırlılara dayanan bu takvimi Romalılar  geliştirmiş ve Papa 13, Gregorious(Gregoryen) son şeklini vermiştir. Bu nedenle “Gregoryen takvimi ” de denir. Ülkemizde 1 Ocak 1926 “dan itibaren kullanılmaya başlanmıştır.

 

TARİH NEDİR?

TARİH NEDİR? Tarih ve Zaman

Tarih, Geçmiş ve gelecek bilincine sahip tek varlık olan insan,tecrübeleri geçmişten cesaret alarak öğrenir ve bunu gelecek nesillere aktarır.Bunun için de tarih bilimine ihtiyaç duyar.Farklı dönemlerde büyük fikir adamları ve tarihçiler, tarih hakkında değişik tanım ve yorumlar yapmıştır.

Tarih yazıcılığının öncüsü kabul edilen Herodotos tarihin merkezinde insanın yer aldığını,İslam dünyasının en önemli fikir adamlarından biri olan İbn-i Haldun tarihte nedensellik ilişkisinin bulunduğunu, tarih yazımında çığır açan Leopold Von Ranke tarih yazımının mutlak belgelerle yapılması gerektiğini, Osmanlı tarihçiliğinde büyük bir değişim yaratan Ahmet Cevdet Paşa geçmiş olaylardan ders çıkarılması gerektiğini, günümüz tarihçiliğine önemli katkısı olan Edward H.Carr tarihin bugün ile geçmiş arasında bitmez bir diyalog olduğunu, Türk tarihçiliğinin asırlık çınarı Halil İnalcık ise tarihi kaynakları iyi tenkit edip değerlendirmek gerektiğini ifade etmiştir.

Tarihçilerin bu değerlendirmelerinden yola çıkarak, tarihin tanımını en yalın şekilde şöyle yapabiliriz: Tarih, insanların geçmişteki siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik vb. her türlü faaliyetini, olayların birbirleriyle olan ilişkilerini, sebep-sonuç, yer-zaman göstererek, belgelere dayalı olarak inceleyen bilim dalıdır.