DÜŞÜNME, AKIL YÜRÜTME VE PROBLEM ÇÖZME

Bilginin zihinsel temsilleri üzerinde yapılan manipülasyonlar psikologlar tarafından düşünce olarak tanımlanmaktadır. Temsiller kelime, imge, ses veya diğer duyu sistemlerin veri biçiminde olabilmektedir .

Düşünce bir anlamda zihnimizin içimizdeki dili olarak düşünebilir. Düşünce birkaç farklı zihinsel faaliyet içerdiği ifade edilmektedir. Zihnimizde işittiğimiz veya söylediğimiz sözel cümleler düşüncenin bir modunu oluşturur. Buna önermesel düşümce denilmektedir çünkü bu bir anlamda “Açım” , “Dışarıya çıkıp yiyecek birşeyler alsam ” gibi ifadeler içermektedir.Bir diğer düşünce modu imgesel düşünce modudur. Bu mod zihnimizde gördüklerimiz, işittiklerimiz veya hissettiklerimizdir. Üçüncüsü ise motorsal  düşüncedir ve motor hareketlerin zihinsel temsillerini kapsamaktadır. Bu üç düşünce modu ile bilgi belirli biçimden farklı ya da yeni biçime dönüştürülür. Bu  dönüşümler vasıtasıyla akıl yürütme, problem çözme ve karar verme işleri gerçekleştirilir ve sonuç olarak  da bir hedefe ulaşılır.

Toplumda her zaman “akıllı düşün” gibi önermeler çok duyulur. Zekice düşünmek akıl yürüterek ve mantıksal bir şekilde düşünmek anlamına gelmektedir. Akıl yürütme deneme yanılma durumlarında zaman kaybettirici ve tehlikeli durumlara  karşı koruma veya tasarruf sağlamaktadır. Birçok zaman insanlar önce problemi zihinlerinde çözer ve sonradan dış dünyada onu uygulamaya geçirmektedirler. Problem çözme öncesinde iki temel akıl yürütme kullanılmaktadır. Bunlar tümevarım ve tümdengelim akıl yürütmeleridir. Tümdengelim yukarıdan aşağıya bir bilişsel süreçtir. Akıl yürütme işlemi en üstten bir başka deyişle, genel ilkelerden başlatılır ve belirli bir durumla ilgili olarak sonuç çıkartılır. Tümevarım akıl yürütmede bilgi işlem tümdengelimin tersi yönünde yapılır. Özel bulgulardan başlanır ve bulgulara dayanılarak genel ilkeler geliştirilir. Tümdengelim tümevarıma göre daha güçlü bir akıl yürütmedir. Eğer  öncül önermeler  doğru ise sonucun yanlış olma olasılığı yoktur. Tümevarım ise kesinlik içermemektedir.

BİLİŞSEL PSİKOLOJİ

BİLİŞSEL PSİKOLOJİ

Bilişsel psikoloji, biliş kavramının bilimsel olarak incelendiği psikolojinin bir alt dalıdır. Biliş kelimesi Latince *cognoscere* veya  *bilmek* kelimesinden gelmektedir. Genel olarak bilişsel psikoloji insanların bilgiyi nasıl kazandıkları ve nasıl  uyguladıkları  ile ilgilenmektedir. Bu nedenle yapay zeka, bilişsel bilimler, bilgisayar bilimleri, görme bilimleri, felsefe, antropoloji, biyoloji, fizik ve nörobilimler  gibi birçok disiplin ile yakından işbirlikleri yaparak biliş ve bilişsel süreçlerin çok yönlü olarak anlaşılmasını sağlamaktadır.

Bilişsel psikoloji ile ilgili kavramların ele alınması çok eskiye dayanmakla birlikte 1967 yılında Ulric Neisser tarafından yazılan

* Bilişsel Psikoloji * başlıklı bir kitabın yayınlanmasıyla  resmen başlamıştır. Bu kitapta,  Neisser biliş kavramını duyusal girdinin (uyaran) dönüştürülmesi, indirgenmesi özümsenmesi, depolanması ve kullanılması temelinde ifade etmektedir. Bu tanım bilişsel psikolojinin çevremizi algılama, deneyimlerimizi anlama ve hatırlama, diğer bireylerle iletişim kurma ve davranışlarımızı kontrol etme becerilerin altında yatan süreçlerin incelenmesi anlamına gelmektedir. Bu süreçler algı, dikkat, bellek, dil, problem çözme, akıl yürütme, bilinç ve duygu gibi konuları içermektedir,

ALGI

Bir an olsun herhangi bir duyunuzu işlevsel olmadığını düşünün. Örneğin, görme duyunuzu kaybettiğinizi  ve ailenizdeki bireylerin yüzlerini, bahçedeki çiçekleri  ya da yemek masasındaki  yemekleri göremediğinizi ; işitme duyusunu kaybettiğinizi ve ailenizle birlikte olduğunuz  yemekte  konuşulanları duymadığınızı ; bir bahar günü çiçeklerin açtığı bir parkta yürürken hiçbir koku alamadığınızı  ve yediğiniz  leziz bir şeftalinin tadını alamadığınızı düşünün.  Bu örneklerde hep bir şeyler eksiktir. Bir anlamda, beyin dış dünyanın resmini çekmekte ancak resmin bir kısmı hep eksik kalmaktadır.

İnsan beyni dış dünyaya duyu sistemleri olan görme, işitme, koku, dokunma ve tat vasıtasıyla bağlanmaktadır. Bu bağlantılar sonucunda dış dünyayı deneyimlemek, bilmek ve anlamak gibi birçok bilişsel süreç yürütülmektedir. Duyum ve algı uyaranların (bilgi) dış dünyadan alınması , beyine taşınması, beyinde işlenmesi, yorumlanması ve bir karar verilmesi süreçlerini içermektedir. Algısal sistemlerin temel işlevi, hareket sisteminin ürettiği davranışlara gereken duysal bilgiyi sağlamaktır. Bütün bu süreçlere ait mekanizmaları belirlemek  ve tanımlamak duyum ve algının  çalışmaları kapsamına girmektedir.

Duyum içindi bulunan bir ortamdan uyarannların içerdiği bilginin  ilgili duyu sistemi tarafından yakalanarak sistem içine alınması  ve beyindeki ileri fizyolojik merkezlere iletilmesi süreçlerini kapsamaktadır. Algı ise uyaranların taşıdığı bu bilginin analiz edilmesi, tanınması yorumlanması ve organize edilmesini kapsayan süreçtir. Burada uyarandan kastedilen duyu sisteminde tepki doğuran fiziksel bir enerjidir.

PSİKOLOJİNİN ALT DALLARI

PSİKOLOJİNİN ALT DALLARI

Psikologlar,insan zihni ve davranışlarının birçok yanına odaklanabilirler.Bu farklı odaklar, psikolojinin alt dallarını oluşturmaktadır. Aşağıda psikolojinin çeşitli alt dallarına ve bu alt dalların belli başlı ilgi alanlarına kısaca değineceğiz.

BİYOLOJİK PSİKOLOJİ

Biyolojik psikoloji, ya da diğer bir adıyla fizyolojik psikoloji, bedendeki fizyolojik süreçler, hormonal sistemler ve beynin işleyişini, davranışlar ve zihinsel süreçleri açıklamakta kullanan alt daldır. Özellikle genetik faktörlerin kişilik ve davranışlarımızla olan bağlantısı, organlarımızın stresle başa çıkmadaki rolü gibi konular, biyolojik psikologların ilgi alanına girer. Biyolojik psikologlar bu konular üzerinde çalışırken, ileri teknoloji ürünü tarama cihazları gibi cihazlar kullanarak insan beynini inceler; beyin aktiviteleri ile zihinsel süreçler arasında bağlantılar kurmaya çalışırlar.

BİLİŞSEL PSİKOLOJİ

Bilişsel psikologlar, algılama,öğrenme,hafıza,zeka,bilinç gibi zihinsel süreçler ve yetilerle ilgilenirler. Bu alanda çalışan psikologların yoğunlaştıkları ilginç konulardan biri de insanların çevrelerindeki bilgileri algılarken bir takım yanılsamalar yaşamalarıdır.Örneğin, illüzyon içeren resimlere baktığımızda her seferinde aynı resme bakıyor olmamıza rağmen aynı görüntüyü algılamaya biliyoruz. Bu da beynimizin algılama esnasında uyaranları nasıl zihinsel olarak değiştirebildiğine işaret eder. Bilişsel psikologlar, gözle görülmeyen zihinsel süreçleri,gözlemlenebilen tepki ve davranışlar üzerinden anlamaya çalışırlar. Örneğin, bir kişinin kendisine yöneltilen bir soruyu duymasıyla yanıt vermesi arasında gerçekleşen ve direk olarak gözlemlenemeyen bilişsel süreçler, bilişsel psikologların araştırma konularına dahildir.

GELİŞİMSEL PSİKOLOJİ

Gelişim psikologları insanların zihinsel süreç ve davranışlarının hayat boyu nasıl değiştiğini inceler.Doğumdan ileri yaşlara kadar insanların zihinsel yetilerinin hangi sebeplerle ne şekilde değiştiğini ve bu değişimlerin nasıl sonuçlara yol açtığını anlamaya çalışırlar. Bu alandaki çalışmalar, bağlanma,çocuk bakımı ,ergenlik dönemindeki değişimlerden, ileri yaşlarda hafızadaki değişimler ve yaşlı bakımına kadar geniş bir konu skalasını kapsar ve bu çalışmalardan edinilen sonuçlar birçok alandaki uygulamalarda kullanılabilir.Gelişim psikologları özellikle çocukluk dönemi ve bu dönemdeki deneyimlerin kişinin erişkin hayatına etkileri ile ilgilenirler.Örneğin, bebeklik döneminde anne ile çocuk arasındaki bağlanmanın, çocuğun erişkin olduktan sonraki ilişkilerine nasıl yansıdığı gibi konularda sorular sorar ve araştırmalar yaparlar.

KİŞİLİK PSİKOLOJİSİ

Kişilk psikolojisi, bireyleri birbirinden ayıran kişilik özellikleri üzerine yoğunlaşır.Kişilik psikologları insanların karakter özelliklerini anlayabilmek için çeşitli testleri geliştirirler.Bu testler, her bir bireyin dışa dönüklük, yeniliğe açıklık, duygusallık gibi birçok kişilik özelliğine ne düzeyde sahip olduğunun anlaşılmasını sağlar.Bu sayede, bu kişilik özelliklerinin başkalarına ön yargıyla yaklaşma, stresle baş edebilme, depresyon riski gibi pek çok konuyla ilişkisini inceler.Kişilerarası farklılıklara yoğunlaşan psikologlar, zeka üzerine de çalışmalar yapmaktadır.

 

 

EKOLLER ve YAKLAŞIMLAR

YAPISALCI EKOL

Psikoloji “ne? “sorusunu cevaplamalıdır. Psikoloji, sağlıklı insanın bilincini öğelerine öğelerine ayıran bilimdir.  Kurucusu Willhelm Wund ,E.B Titchener, H.Ebbinghaus. O.Küüple.

İŞLEVSELCİ EKOL

Psikoloji canlının amaca yönelik zihinsel süreçlerini inceleyen bilimdir. Psikoloji “neden?” sorusuna cevap aramalıdır.Çevreye uyum ve sorunların çözümü önemlidir. John Dewey, William James, J.R Angel, R.S Woodwort,önemli temsilcileridir.

KLASİK DAVRANIŞÇI EKOL

Psikolojiyi canlıların uyarıcılara gösterdikleri davranış ile sınırlamıştır. Uyarıcı ile gözlenebilir davranış ilişkisi üzerinde deneyler yapmışlardır.Kurucusu J.B. Watson’dur. Temsilcileri  K.Lashley ,B.F. Skinner.

GESTALT EKOLÜ

Yapısalcı ekolün zihni analiz etmesine karşı çıkmışlardır, zihnin parçaların toplamı olmadığını, dinamik bir  varlık olduğunu savunmuşlardır. Kurucusu M.Wertheimer’dir. Temsilcileri K.Koffka , K.Levin , W.Köhler.

PSİKOANALİTİK EKOL

İnsan davranışlarının sadece bilinç süreçleriyle açıklanamayacağını, psikolojinin bilinçaltını da incelemesi gerektiğini savunmuşlardır.Kurucusu S.Freud  Temsilcileri C.G. jung, A.Adler ,K. Homey, E Fromm, E.Erikson.

YENİ DAVRANIŞCILIK EKOLÜ

Klasik davranışcı ekolün reddettiği “zihin”kavramı , “bitiş” olarak 1950’den sonra yeni davranışcılar tarafından psikolojinin konusuna kabul edilmiştir.Böylece psikoloji, doğrudan gözlenebilen davranışların yanında doğrudan gözlenemeyen “bilişsel süreçleri” de inceleyen bir bilim olarak tanımlanmıştır. Yeni davranışçıların temsilcileri, E.C. Tolman, E.R. Gutrie ve C.L.Hull.

BİYOLOJİK YAKLAŞIM

Bütün psikolojik olaylar beyin ve sinir sisteminin hareketleriyle bağlantılıdır.Önemli temsilcileri Adolf Meyer’dir.

BİLİŞSEL YAKLAŞIM

Davranışı algılama,anımsama,akıl yürütme,problem çözme gibi zihinsel süreçler yardımıyla açıklamaya çalışan bu yaklaşımın önde gelen temsilcileri Jean Piaget ve J.S Bruner’dir.

HÜMANİSTLİK YAKLAŞIM

Bazı kaynaklarda kişisel özelliklere ya da bireyi bir fenomen (özel varlık)olarak görmeye önem vermesi nedeniyle fenomenolojik yaklaşım olarak da adlandırılan bu yaklaşım bireyin içsel yaşantısına, deneyimlerine değer vermektedir.C. Rogers ve A Maslow’dur.

 

PSİKOLOJİ NEDİR ?

PSİKOLOJİ BİLİMİNİ TANIYALIM

İnsan dünya için önemli olduğundan değil,kendimizi anlamak için psikoloji bilimine ihtiyaç vardır. İnsanı anlamak için onun zihinsel özelliklerini, zihnin işleyişini, davranışlarını ve bu davranışlarını ve bu davranışların nedenlerini öğreten bilim psikolojidir.Çağdaş bilimsel psikolojide “canlı”denilince hayvan ve insan davranışları, özellikle de insan  davranışları anlaşılmaktadır.Davranışlar dıştan doğrudan  gözlenen, dıştan doğrudan gözlenemeyen psikofizyolojik tepkiler olarak düşünebilir.

Her ne kadar sözcük anlamı “ruh bilgisi”olsa da psikoloji  metafizik anlamıyla ruhla ilgilenmez, ruh sözcüğü klinikte akıl sözcüğü yerine kullanılır.

PSİKOLOJİNİN  BİLİM OLMA SÜRECİ

Psikoloji, Antik Çağda  felsefenin içinde ruh ile ilgilenen bir alan olarak yer alıyordu. Rönesans”taki insan zihni çalışmalarıyla birlikte felsefenin konusu “zihin”oldu.. Deneyci Thomas Hobbes, john  Locke ve David  Hume  insan zihnini doğuştan boş bir levha olarak gördüler.Bilim  olarak psikolojiyi önceleyen Leibriz ve Kant”a göre  insan zihni  dinamik bir varlıktı, zamanla değişiklik gösteriyordu.Ayrıca  zihin sadece deneyimlerle  dolmuyor bazı özellikleri doğuştan  geliyordu. Wilhem wundt”un 1 1879″daki  labarotuar çalışmasıyla psikoloji bilimi  felsefeden bağımsız hale geldi.