Ayrılıkla Başa Çıkmanın Yolları

Ayrılıkla Başa Çıkmanın Yolları
11 Şubat 2017 tarihinde eklendi, 569 kez okundu.

Her ne nedenle bitmiş olursa olsun bir ilişkinin sonlandığı süreci sağlıklı bir ruh hali ile atlatabilmek zordur. İster terk eden ister terk edilen olunsun ya da ilişki anlaşmalı bir şekilde bitsin fark etmiyor, insan o süreçte danışabileceği, derdini anlatabileceği, ona yol gösterecek birilerini arıyor. Ya da bu durumla nasıl baş etmesi gerektiğini bilmek ihtiyacı duyuyor. The School of Life İstanbul’da ‘İlişkiden sonra hayat nasıl devam eder?’ atölyesini düzenleyen Psikiyatrist Defne Eraslan, bir ilişki bittiğinde insanın bundan dersler çıkarıp hayatına öyle devam etmesi gerektiğini, aşk acısını iyi ve sağlıklı bir şekilde atlatabilmenin mümkün olduğunu söylüyor.

Ayrılığa yaklaşım
Psikiyatrist Eraslan’a göre kadınlar ve erkekler ayrılığı farklı yaşıyor; “Herkesin karakteri farklı, genelleme yapamayız fakat kadının daha fazla zorlanmasına sebep olabilecek özel durumlar var. Bunlardan biri toplumsal yapı. Kadınlar birçok toplumda ilişki ya da evlilik içinde kendilerini daha değerli buluyor. Haliyle ilişki bittiğinde kadın sadece o kişiyi kaybetmiş değil, ilişkiyi sürdüremediği için kendini başarısız da hissediyor. Erkekler için de başarısızlık hissi söz konusu olabiliyor fakat bekar hayatı yaşayan erkekler için toplumsal algı olumsuz yönde değil. Kadınların çocuk yapabilecekleri dönemin kısıtlı olması da zorlayıcı bir etken. Erkekler 50 yaşında da çocuk sahibi olabileceğini düşünerek rahat olabilir ama kadınlar yaş biraz ilerleyince ilişki de bitmişse paniğe kapılabiliyor. Erkekler kendisinden yaşça küçük kadınlarla beraber olabiliyorken kadınlarda bu ihtimal zayıf. Kadın sadece romantik ilişkisini değil geleceğini de kaybetmiş gibi hissediyor.”

Ayrılığın aşamaları
Bir şeyi ya da kişiyi kaybetmeyi sindirme sürecinin öngörülebilen aşamaları var. “Bir şehirden de ayrılsanız, bir yakınınızı da kaybetseniz benzer aşamalar yaşanıyor” diyor Eraslan ve şöyle devam ediyor; “Birinci aşama şok ve inkar. O kişiyi kaybettiğiniz gerçeğini biliyor fakat tam kabullenememiş oluyorsunuz. Hala geri dönebilir diye düşünerek ayrıldığınız gerçeğini yok sayıyorsunuz. Sonra pazarlık aşaması başlıyor. ‘Onun en yakın arkadaşı aramızı bozmasaydı, ayrılmazdık. Daha güzel elbiseler giyseydim, farklı bir şehre gitmeseydim ayrılmazdık’ gibi… Sonra depresyon süreci başlıyor. Bu, hastalık olan depresyon değil, kaybın kabullenilmesi ve vedalaşma süreci! Zor ama olması gereken dönem. Bazen ‘keşke’lere takılı kalıp ilişkiyle vedalaşılamıyor. İlişki yaşanan kişi sizin en iyi spor arkadaşınızsa, beraber spor yapabileceğiniz başka birini bulmanız ya da onsuz spor yapmaya alışmanız gerekiyor. En son kabullenme başlıyor. Kabullenme aşamasına gelmek, aşk acısı çekmeyeceğiniz anlamına gelmiyor. Başkasıyla olduğunu gördüğünüzde, kendi hayatınızda belirsizlik yaşadığınızda, hastalandığınızda yine bu aşamalara dönebiliyorsunuz. Bu aşamalar iki taraf için de geçerli. Bir aşamada takılı kalmak ise aşk acısının baş edilemeyecek bir noktaya gelmesine yol açabiliyor.”

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git