İçel tanıtımı

İçel tanıtımı
1 Temmuz 2014 tarihinde eklendi, 2.590 kez okundu.

icel2İçel tanıtımı

Eski bir yerleşim merkezi olan Mersin ve civârı, arkeolojik kazılara göre çok eski çağlarda insanların yaşadığı bir bölgedir.Mersin yakınında “Yümüktepe” deki kazılardan çıkan eşyâlar bu bölgede binlerce sene önce yaşamış insanları gösterir.Yümüktepe civârında bulunan kalenin ise en az 6000 sene önceye âit olduğu tesbit edilmiştir. Anadolu’da en eski târihî eser olarak kabul edilmektedir.

Mersin ve civârı târih sahnesine Hititlerle çıkar. Bu bölge Hititlerin hâkimiyeti altında olup Bâbilliler,Asurlular ve Mısırlılar bu bölgeye kadar uzanmışlarsa da bu bölgenin tamâmına hâkim olamamışlardır.M.Ö. 6. asırda Anadolu ve dolayısıyla bu bölge Perslerin istilâsına uğramış,M.Ö. 4. asırda ise Makedonya Kralı İskenderPersleri yenerek Anadolu ve İran’ı ele geçirmiş ve Hindistan’a (Asya içlerine) uzanmıştır.İskender’in ölümü ile birlikte Makedonya imparatorluğu komutanları arasında taksim edilmiş, bu kısım “Selevkos” (Asya) İmparatorluğunun payına düşmüştür. Zaman zaman Mısır’da bulunan Ptolemaioslar bu bölgeye saldırmışlardır. O târihlerde Mersin ve civârı çok ormanlıktı.Gemici milletler Fenikeliler, Mısırlı Ptolemaioslar,Asurlular,Makedonyalılar, Romalılar ve Selevkoslar, bu ormanların kerestelerinden istifâde ederek savaş ve ticâret gemisi inşâ etmişlerdir. Bu bölgede inşâ edilen gemilerle Akdeniz,Karadeniz, Hind Okyanusu ve diğer okyanuslara açılmışlardır.Selevkos İmparatorluğu yıkılınca M.Ö. birinci asırda Anadolu’nun çoğu, Roma İmparatorluğuna katıldı. M.S. 395 senesinde Roma İmparatorluğu bölününce bu bölge de Doğu Roma (Bizans)nın payına düştü. Bu târihlerde Tarsus, bölgenin en büyük şehri ve limanıydı. Aynı zamanda bu bölge bir korsan yatağı idi.

içel3Yedinci asır ortalarından îtibâren İslâm orduları zaman zaman bu bölgeyi fethederek hâkimiyetleri altına aldılar. Fakat bu hâkimiyetleri devâm etmedi. İçel ve civârı ilk defâ hazret-i Ömer zamânında fethedilmiştir. 1071 MalazgirtZaferinden sonra Selçuklu Türkleri bütün Anadolu’yu olduğu gibi Mersin ve civârını da fethettiler.Haçlı Seferleri başlayınca, bunlar karşısında Türkler çekildi. Bu bölge Bizans ve Hıristiyan toplulukların eline geçti. Pekçok Haçlı ordularını imhâ eden Selçuklu Türkleri, 1204 senesinde bu bölgeyi yeniden fethettiler.O târihten îtibâren devamlı Türklerin elinde bulunmaktadır. Selçuklu Hânedanı sona erince Anadolu Birliği parçalandı.İçel’in büyük kısmı Karamanoğullarının, Mersin-Tarsus bölgesi de, Türk-Memlük Devletinin himâyesindeki Ramazanoğullarının hâkimiyeti altında kalmıştır. SultanYıldırım BâyezîdHan devrinde KaramanBeyliği, Osmanlı Devletine katılmıştır. 1402 Ankara Savaşı felâketinden sonra yeniden elden çıkmıştır.

icel1FâtihSultanMehmed Han devrinin sonlarında İçel ve 1472’de Silifke; Yavuz Sultan Selim Han zamanında (1516) Mersin-Tarsus bölgesi Osmanlı toprağına katılmıştır.Türkler on ikinci asırdan beri Göksu’nun iki yanına “İçel” ve bunun batısına “Taşeli” demişlerdir.Osmanlıların İçel dedikleri bölge bugünkü İçel,Taşeli ise Antalya ve Konya’nın bir kısmıdır.Osmanlı devrinde 16. asırda merkezi Larnaka olan Kıbrıs Beylerbeyliğinin (eyâletinin) 8 sancağından ikisi (Tarsus ve Silifke) idi. Yirminci asır başlarında bu iki sancak Adana vilâyeti (eyâleti)nin 5 sancağından ikisini teşkil ettiler. Bunlar merkezi Silifke olan 4 ilçeyle İçel ve 2 ilçeli Mersin sancağı idi. Birinci Dünyâ Harbinden sonra Fransızlar,Mersin’i işgâl ettiler.Mersin 17 Aralık 1918’den 4 Ocak 1922’ye kadar 3 yıl 18 gün Fransız işgâlinde kaldı. Türkiye Büyük MilletMeclisi Hükûmeti ile anlaşan Fransızlar geri çekildiler ve yardımcıları Ermenileri Suriye’ye yerleştirdiler. Fransızlar işgalleri sırasında Ermenilerle birlik olup savunmasız sivil halktan ihtiyar, kadın, çocuk demeden binlercesini işkence yaparak öldürdüler.

icel4İçel ve tarihi yerler

İçel’de târih ve tabiat bir arada olup,Pekçok târihî eser vardır.

Anamur Kalesi: Üçüncü asırda Romalılar tarafından yapılmıştır.Karamanoğulları devrinde tâmir edilmiştir. Günümüzde büyük kısmı sağlamdır.

Silifke Kalesi: Yüksek bir kayanın üzerinde eski devirlerde Ermeni kralları yaptırmıştır. 23 kule ve burcu vardır.

Mut Kalesi: Kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Dört kulesi ve yeraltı tünelleri vardır. Şimdiki şekli Karamanoğlu mîmârî özelliklerini taşımaktadır.

Eski Câmi: İl merkezinde çarşı içindedir. 1870’de yapılan câmi, Osmanlı devrinin en önemli yapısıdır. 1901 ve 1943’te tâmir görmüştür.

Lâl Ağa Câmii: Mut ilçesindedir. 1356-1390 târihleri arasında Karamanoğlu komutanlarından LâlAğa tarafından yaptırılmıştır.Kare plânlı ve kubbeli bir eserdir. Büyük kubbesi ile meşhurdur.

Eski Câmi: Tarsus’tadır.On beşinci asır başlarında RamazanBeyin oğlu AhmedBey yaptırmıştır. Eskiden burada kilise (katedral) bulunuyordu. Minâre eklenerek câmiye çevrilmiştir.

Ulu Câmi:Tarsus ilçesindedir. 1579’da RamazanoğullarındanPîrî Paşanın oğlu İbrâhimBey tarafından yaptırılmıştır.Türk-İslâm sanatı bakımındanTarsus’un en önemli eseridir.Tek şerefeli minâre, câmiden önce yapılmıştır.

Eshâb-ı Kehf Mağarası:Tarsus’un 14 km güneybatısında bulunan bir mağaradır.Çok ziyâret edilen bir yerdir. Eshâb-ı Kehf Mağarası yanında bulunan mescidi, Sultan Abdülazîz Hanın annesi Vâlide Sultan 1873’te tâmir ettirerek câmi hâline getirmiştir.

Lokman HâkimTürbesi:Tarsus Ulu Câmi yanında kabr-i şerîfinin olduğu rivâyet edilirse de kesin değildir. Bu zâd Dâvûd aleyhisselâm zamânında Umman tarafların da yaşamıştır.

Hazret-i Şit Türbesi: Tarsus Ulu Câmi yanında kabr-i şerîfi olduğu rivâyet edilirse de kesin değildir. Hazret-i Şit, hazret-i Âdem’in oğludur.

Yarımca Hanı: On üçüncü asırda Selçuklular tarafından yaptırılmış olup, Mut civârındadır.

Dâvûd Paşa Hanı: On dördüncü asırda Karamanoğulları tarafından yaptırılmıştır. Mut’ta olup, otuz iki odalıdır.

Kızkulesi: Mersin-Silifke arasında kıyıya yakın küçük bir ada üzerinde kurulmuştur.Çok eski devirlere âit bir kaledir.Cem Sultan,Rodos’tan döndüğü zaman burada kalmıştır.

Korykos Harâbeleri:Kızkulesi’nin karşısındadır.Korykos şehri Hitit devrinden beri yerleşim merkezi olmuştur.Harâbeler arasında saray, tiyatro, tapınak ve bir çok eser vardır.

Narlıkaya Mağarası:Silifke’dedir. Döner bir merdivenle inilir.İçinde çok güzel manzaralı sarkıt ve dikitler vardır.

Cennet ve Cehennem Mağaraları:Cennet ve Cehennem Obrukları ismi ile halk arasında anılan bu mağaraların içinde târihî eserler de vardır.Her iki mağara da, jeolojik bir çökme sonucu meydana gelmiştir.CennetMağarası ismi ile anılan 275×125 m ebâdında ve 135 m derinliğindedir.İçine Romalılar devrinde yapılmış dar bir merdivenle inilir. Batı ucunda Bizanslılardan kalma kilise ile akarsu vardır.CehennemObruğu (Mağarası)ismi ile anılan mağara ise, 50×75 m ebadında ve 120 m derinliğinde olup, ağzı dar, duvarları içbükey olup, korkutucu bir manzarası vardır. Bizanslılar bu mağaraya günahkâr saydıkları kişileri atarlarmış.CennetObruğunun gerisinde büyük mezarlara devrin meşhurları gömülürdü. Mağara etrâfı yemyeşil zeytinliklerle örtülüdür.Yer altından da buz gibi bir su akmaktadır.CennetÇukurunun içi yeşillik ve içinde soğuk pınar vardır.Cennet ve Cehennem mağaraları için çeşitli efsâneler anlatılır.Her sene 125 bin kişinin gezdiği Cennet ve Cehennem mağaralarının aydınlatılması ve asansör yapılması için çalışmalar vardır. Bu mağaralar astımlı hastalara iyi gelmektedir.

Kanlıdivane:Mersin-Silifke yolu üzerinde, Mersin’e 45 km uzaklıkta büyük bir obruğun çevresinde kurulmuştur.Kalıntılar arasında kabartma kayalar, lahitler, sarnıç, bazilikalar ve çok sayıda ev vardır. Şehir, Bizanslılarla Ermeniler arasındaki savaşlarda yıkılmıştır.

JustinianusKöprüsü:Tarsus’ta Bizans İmparatoru Justinianus yaptırmıştır.İşlek bir yerdedir.Geçenlerden baç (vergi) alındığından, halk arasında Baç Köprüsü adıyla bilinmektedir.

Roma Hamamı:Tarsus’da eski Câminin yanındadır.Kalıntıları halk arasında altından geçme diye adlandırılmıştır.

Roma Hamamı:Mersin’e 5 km uzaklıkta Karaduvar köyündedir. Romalılardan kalma olup, mozaikleri çok değerlidir.

ŞahmeranHamamı:Tarsus’ta Makam Câmii yakınındadır.Ramazanoğulları döneminde,Romalılardan kalma temellerin üzerine yeniden inşâ edilmiştir. Efsânelere göre, yılanların pâdişâhı Şahmeran’ın başı burada kesilirken, sıçrayan kan duvarlarda kızıl leke bırakmıştır.Hamamda, çıkmayan kızıl lekeler vardır.

icel1Gözlükule:Tarsus’un güneyinde yer alan höyük ve yamacındaki eski şehir deniz kenarındaydı. Bu höyük toprak doldurularak Mısır kraliçesi tarafından yaptırılmıştır.Kleopatra, gemisi ile buraya yanaşmıştır. Höyükte yapılan kazılarda pitkos denilen büyük zâhire küpleri, iki kulplu kadehler ve pekçok eşyâ bulunmuştur. Kleopatra ile Roma konsülü Marcus Antonius burada buluşmuşlardır.Kale kapısına Kleopatra kapısı denilmektedir.

Mesîre yerleri:İçel tabiî güzellikler bakımından çok zengindir.Herbiri ayrı güzellikte çok sayıda mesîre yeri vardır. Suları bol, manzarası güzel ve ulaşım imkânı kolay olan bu mesîre yerleri, her mevsimde özellikle ilkbaharda çok güzeldir.

Erdemli Çamlığı,Mersin-Antalya karayolu üzerinde Erdemli’ye iki km uzaklıkta orman içi dinlenme yeridir. Deniz ile ormanın yeşilliğinin bütünleştiği güzel bir mesîre yeridir.

Çamdüzü:Silifke’ye beş km uzaklıkta, Deniz kıyısında bir ormanlık olup çok güzel bir mesîre yeridir.

Pullu:Anamur-Silifke karayolu üzerinde orman ile denizin bütünleştiği çok güzel mesîre yeridir. Anamur’a yedi km uzaklıktadır.

Karabucak:Mersin-Adana karayolu üzerinde okaliptus ağaçları ile kaplı orman içi dinlenme yeridir. Bir zamanlar bataklık olan bölge, memleketimizde yetiştirilerek meydana getirilen tek okaliptus ormanıdır.

Gümüşkum:Mersin-Silifke karayolu üzerinde,Mersin’e 16 km uzaklıkta deniz kıyısındadır.Çam ağaçları ile kaplıdır.

Esentepe:Mersin’e 10 km uzaklıkta orman içi dinlenme yeridir. Manzarası çok güzeldir.

İçmeler ve kaplıcalar:İçel şifâlı su kaynakları bakımından zengin olmasına rağmen, bu kaynakların çoğunda tesis yoktur. Bilinen şifâlı suların bâzıları şunlardır:

Mersin(Güneysu, Güneyyolu)İçmesi:Mersin’e 12 km uzaklıkta, Toros Dağlarının eteklerinde çıkmaktadır.İçme yoluyla alınan sular, müshile etkilidir.Çamur’u ise deri hastalıklarına iyi gelmektedir.

Akçakocalı İçmesi:Tarsus ilçesine 10 km uzaklıkta Akçakocalı köyündedir. 16°C sıcaklığa sâhip olan su, müshil etkilidir.

Keşbükü İçmesi:Tarsus’a 20 km uzaklıkta Keşbükü köyündedir. Bir çam ormanı içinde kaynayan su, müshil etkilidir.

Saparca Ilıcası:Silifke’ye 27 km uzaklıkta Göksu Irmağı kıyısındadır. 37°C sıcaklıktaki su, romatizma, mîde ve deri hastalıklarına iyi gelmektedir.

Hocantı Kaplıcası:Mut’a 15 km uzaklıkta Hocantı köyü yakınındadır. Deri hastalıkları ile romatizmaya iyi gelmektedir.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git